Bir varmış bir yokmuş... Küçük bir kız varmış. Güzelmiş, minikmiş... domatesli pilavı sevmezmiş. İp atlar yorulmaz, oynamaktan sıkılmazmış... Üzülür göstermez, hasta olur sesi çıkmazmış... Uyanıkken etrafındaki kötü şeyleri fark etmez ama sonra geceleri kabus görürmüş... Mutluyum sanırmış... kandırırmış kendini...
Sonra büyümüş küçük kız... bir varmış bir yokmuş... domatesli pilavı sevmezmiş. Tanımış kendini, öğrenmiş hayatı ama değişmemiş huyu suyu. Gezer tozar yorulmaz, konuşmaktan sıkılmaz, çalışmaktan gocunmazmış... Üzülür göstermez, hasta olur sesi çıkmazmış... Nesi var anlamaz, bakarmış ellerine; kim yedi bu tırnakları? Koparırmış bir anda çıkan beyaz saçları, koparırmış kanıtları... Geceleri gördüğü kabusları, unuttururmuş sabahın ilk ışıkları... İyiyim ben dermiş soranlara... Mutluyum sanırmış... kandıramazmış kendini...