Friday, December 7, 2012
Poor me
Let me tell you what impatience does to me... It gives me a constant burning sensation in my heart and in my mind, as if I swallowed a fireball. It feels like an old, bony hand with witch-like nails squeezes my heart until blood begins to drop. Instead of trying to suppress the feeling, I consciously make mistakes just to get rid of it... to break the anxious wait. But nothing helps, life tests me everytime, all the time... Shakespeare once said, "How poor are they that have not patience!" I am very very very poor...
Thursday, November 29, 2012
Kırık
Kaynar çamurların içinden çıkmaya çalışan baloncukların yavaş yavaş şişip sonra birden patlaması gibi patladı heveslerim... gizli bir planın parçası mıyım yoksa alışılageldik hayal kırıklıklarının başrolünde miyim yine bilmiyorum. Tek hissettiğim göğsümün ortasında, kalp kırıklığının verdiği o kızgın sıcak ve tuzlu tat...
Wednesday, November 21, 2012
Yardımsevmez
Sürekli birilerine yardım etmek için kendimi paralamamım sebebi kendime dönüp bakmamak için mi, sevilmek için mi, kimsenin bana yardım etmek gibi bir derdi olmadığını görmemek için mi, kendi yalnızlığımı unutmak için mi, kendimi işe yarar ve vazgeçilmez hissetmek için mi, birşeye ihtiyaç olduğunda ilk akıllara gelen kişi olmak için mi, akıllarda kalmak için mi, yoksa sadece yardımsever bir insan olduğum için mi?... Ya da çevremdekiler sürekli yardıma ihtiyaçları olmasından garip bir tatmin mi duyuyorlar, muhtaç olmak onları ayakta mı tutuyor acaba?
Bazen yardımsevmez olsaydım diyorum... çok yoruluyorum, ruhumda güç tükeniyor...
Saturday, October 20, 2012
Fark ne?
Farkına bile varmadan umudumu kaybetmişim, beklentisizliğin huzuru içinde uyuşmuşum. Yalnızlık ancak onu hissedersen var, hissetmeyi unuttuysam ne var ki yalnız uyumuşum?
Monday, October 15, 2012
Wednesday, September 12, 2012
Kabus
Bir bulut olsam diyorum, su olup akar mıyım?
Bir kuş olsam diyorum, vurulup düşer miyim?
Kaçıp gitsem diyorum, yenilip döner miyim?
Sinip kalsam diyorum, yok olur gider miyim?
Bir el olsa diyorum, çekip çıkarsa beni,
Tutsa kırık kalbimi, özgürleştirse beni,
Yakınımda dursa hep, kokusu alev gibi...
Bırakırsa elimi, yıkılıp biter miyim?
Rüya görsem diyorum, rengarenk ve köpüklü,
Nefesim çiçeklerden, gözlerim güneş gibi...
Burnumda bir kelebek, her an ölecek gibi...
Ellerim kanatlansa, saçlarım uçar mı ki?
Uyanıp kalktığımda bu kabus biter mi ki?
Bir kuş olsam diyorum, vurulup düşer miyim?
Kaçıp gitsem diyorum, yenilip döner miyim?
Sinip kalsam diyorum, yok olur gider miyim?
Bir el olsa diyorum, çekip çıkarsa beni,
Tutsa kırık kalbimi, özgürleştirse beni,
Yakınımda dursa hep, kokusu alev gibi...
Bırakırsa elimi, yıkılıp biter miyim?
Rüya görsem diyorum, rengarenk ve köpüklü,
Nefesim çiçeklerden, gözlerim güneş gibi...
Burnumda bir kelebek, her an ölecek gibi...
Ellerim kanatlansa, saçlarım uçar mı ki?
Uyanıp kalktığımda bu kabus biter mi ki?
Monday, August 27, 2012
Surrendering to contradictions
I once wrote... "Resistance has never been a part of my feelings about travelling, until I was doomed big time by my ill fate."
And now I write... "I once again have to surrender to my ill fate of infatuating contradictions."
I will look at you and you will not see me...
I will cry inside and you will not hear me...
I am yours and you are always hers...
You are my dream and my curse...
And now I write... "I once again have to surrender to my ill fate of infatuating contradictions."
I will look at you and you will not see me...
I will cry inside and you will not hear me...
I am yours and you are always hers...
You are my dream and my curse...
Friday, August 10, 2012
Dibe doğru...
Acısını gülerek yaşayan insanların sustuğu andan korkarım... O an ki artık hiçbir çaba kalmamıştır, umut kalmamıştır, güç kalmamıştır. Su üstünde kalmak için uğraş kalmamıştır. Çaresiz bir kabulleniş, ağır bir yenilgi ile hissizleşir insan. Uzatılan elleri tutmaz artık, sulara gömülmek daha kolay gelir... İşte o an yüreğim parçalanır, ben de susarım.
Thursday, August 9, 2012
Tuesday, August 7, 2012
Sunday, August 5, 2012
Eksik
Hey sen! İçimdeki boşluğun sahibi, doldur beni! Senden başka hiçbir parça yapbozumu tamamlayamaz...
Dene-me, yanıl-ma...
Hayat ne basit olurdu, hayalsiz, amaçsız. Ne konuyorsa önüne yiyerek, ne geliyorsa başına susarak... asalakça, salakça. Ama kim koydu bu ruhu benim içime, ateş gibi, kan gibi, yanmak için tutuşur gibi. Hayallerime ulaşmak için her yolu denerken, parçalanan dizlerimin üstünde yeniden yeniden umut dilenirken soruyorum... denemezsem yanılmam belki, ama denemezsem yaşar mıyım?
Tuesday, July 3, 2012
Androgynous
Birinden hoşlanma, ona aşık olma, deli gibi mutlu bir ilişki yaşama, yavaş yavaş durulma, sorunları fark etme, ilişkiyi sorgulama, yıkılıp yerle bir olma, sonra iyileşip ayağa kalma, sevgiliden ayrılma ve yoluna devam etme sürecini ben kendi kendime, o kişinin haberi bile olmadan, tek başıma yaşayabiliyorum... Hayal gücü fazla geniş, kendine acıması olmayan ruh hastası bir androjenim.
Saturday, June 30, 2012
Doomed...
The day I've seen you for the first time in my life, I was doomed... The more I knew you, the more my heart was broken... It was an extremely unfair and painful realization of a life-long dream. I wish I had never dreamed; you are my curse... And I can never tell why. You will never know, I will never show...
Bugün seni özledim...
Kızım Badem'im... bugün bir resim gördüm, bir köpek resmi. Bakışları dostça, ağzı gülümser gibi kıvrımlıydı. Birden seni anımsattı, içim yandı. Ne çok özledim seni anlatamam...
Subscribe to:
Posts (Atom)

